Make your own free website on Tripod.com

 

TÜRK YAZISI SİSTEMİ

Türk Budunu dini inançlarından ötürü tarihin karanlık çağlarından beri yazı yazagelmiş bir millettir. İlk önce kendi yarattıkları yazıyı kullanan Türkler, daha sonraları yayıldığı sahalara göre yabancı kültürlere ait çeşitli alfabelerle yazmışlardır. Türkler'in ilk yazısı olan ve kaynağı Türk Tamgaları'na dayanan, tümüyle Türk Ruhu'nu yansıtan yazıya -geniş anlamda- Türk Yazısı diyoruz.

Dilde Birlik yolunda atılacak en önemli adımlardan biri ve belki de birincisi ortak alfabedir. Çünkü, alfabe bağlı olduğu dilin bayrağıdır. Türkçe için en uygun bayrağın, tamamen Türkçe'nin gramer ve fonetik yapısından doğan Türk Yazısı olduğunu düşünüyoruz. Bu düşüncelerle, Türk Yazısı'nın en gelişmiş halini görebildiğimiz Orhun Tarihi Abecesi'ni çağımız Türkçesi'ne uygunlaştırarak, Türk Dünyası için ortak alfabe olarak Türk Atı'nı oluşturduk.

Türk Atı çağımız Türkçesi'nin tüm lehçe, şive ve ağızlarındaki sesleri kendi sistemi dahilinde karşılamaktadır. Artık çağımız Türkçesi Türk Atı Sistemi sayesinde Türk Yazısı ile rahatlıkla yazılabilmektedir.

Aşağıda, Türk Atı'nın oluşturulmasında temel alınan kaynaklara, uygulanan yöntemlere ve elde edilen sonuca değineceğiz. Bu esnada Türkçe'nin konumuz açısından önemli bazı dilbilgisi kaidelerini de anlatacağız. Yazımız üç bölümden oluşmaktadır:

1. Türk Abecesi Sistemi

2. Orhun Tarihi Abecesi Sistemi

3. Türk Atı Sistemi

Bu sistemleri anlatmadan önce, aşağıda sık sık telaffuz edeceğimiz Türk ve Türkçe kavramlarının kapsamlarını belirtelim.

Türk tabiri ile sadece Türkiye Türkleri kasdedilmemiştir. Bu kavramın içine, Dünya üzerindeki tüm Türk Boyları, tüm Türk Dünyası Türkleri, kısacası Türk Budunu girmektedir.

Türkçe tabiri ile sadece Türkiye'de konuşulan Türkçe değil, çağımızda tüm Türk Dünyası'nda konuşulan Türkçe kasdedilmiştir. Buna, İstanbul Ağzı dışında Türkiye'de bulunan ağızlar dahil olduğu gibi, Türkçe'nin Dünya üzerinde halihazırdaki tüm lehçe, şive ve ağızları da dahildir.

I. Türk Abecesi Sistemi (1. Cetvel)

Türk Abecesi, Türkçe'deki sesleri karşılamak üzere, Latin Harfleri ile oluşturulmuş alfabedir. Bu abece, Türk Dünyası Dil Komisyonu tarafından kabul edilen 34 harfli çerçeve alfabeye, Türkçe'nin vokal zenginliği karşısında, Kapalı E sesini karşılamak üzere Ï harfinin de ilavesi suretiyle son şeklini bulmuştur. (Ayrıca Açık E sesi için kullanılan Ä harfi yerine, aynı sesi karşılamak üzere daha uygun bir harf olan Ë harfi ikame edilmiştir.) Böylece Türk Abecesi'ndeki harf sayısı 35'tir. 1. cetvelde harflerin karşıladığı sesler için örnek olmak üzere Türkçe'nin sadece ana şiveleri gösterilmiştir. Abece, cetvelde gösterilmeyen lehçe, şive ve ağızlardaki tüm sesleri de kendi sistemi dahilinde karşılamaktadır. Her bir şivede, harfin karşıladığı sesi göstermek için transkripsiyon alfabesi kullanılmamış, bunun yerine Türkiye Türkçesi'nin resmi 29 harfli alfabesi kullanılarak, gerekli yerlerde parantez içinde -İstanbul Ağzı'na nispetle- açıklama verilmiştir. Cetvelde Türkiye Türkçesi sesleri, Türkiye'deki tüm ağızların hep birlikte değerlendirmeye sokulmasıyla gösterilmiştir. Diğer şivelerin sesleri ise o şivelerde uzman bilginlerce verilen bilgiler doğrultusunda gösterilmiştir.

Dil, seslerden yapılmış bir takım şekiller manzumesidir. Sesler, vokaller (sesli, ünlü) ve konsonantlar (sessiz, ünsüz) olmak üzere ikiye ayrılır.

Türk Abecesi'nde A, E, Ë, I, İ, Ï, O, Ö, U ve Ü olmak üzere toplam 10 harf vokallerin karşılığıdır. Her bir harf tek bir sesi karşılamaktadır. Türkçe'deki vokaller teşekkül noktalarına göre kalın ve ince vokaller olmak üzere ikiye ayrılırlar. Kalın vokaller dil ve damağın arka tarafında, ince vokaller dil ve damağın ön tarafında teşekkül eden vokallerdir. A, I, O ve U harfleri kalın vokalleri, E, Ë, İ, Ï, Ö ve Ü harfleri ince vokalleri karşılamaktadır. Vokallerden, A, E ve Ë düz-geniş, I, İ ve Ï düz-dar, O ve Ö yuvarlak-geniş, U ve Ü yuvarlak-dar vokallerdir. Halihazır Türkçe'de vokaller uzatılmadan, darbe halinde söylenirler: A, E, Ë, İ, Ï, O, Ö, U ve Ü vokalleri normal uzunluktadır. I vokali ise normalden kısa uzunlukta söylenir. (Kazakistan Türkçesi'ndeki İ vokali de normalden kısa uzunlukta söylenmektedir.) Eski Türkçe'de konuşma dilinde normalden uzun vokallerin de bulunduğu kabul edilmektedir. Ancak bu uzun vokaller Türk Harfli eserlerin yazı dilinde ayrı harflerle, ayrı işaretlerle gösterilmemiştir. Halihazır Türkçe'de, Türkçe kelimelerde, dildeki bir takım ses hadiseleri neticesinde uzun vokaller ortaya çıkabilmektedir, ancak bunlar geçici olmaktadır. Çağımız Türkçesi'nde uzun vokaller esas itibariyle yabancı menşeli kelimelerde bulunmaktadır.

Türk Abecesi'nde B, C, Ç, D, F, G, Ğ, H, X, J, K, Q, L, M, N, Ñ, P, R, S, Ş, T, V, W, Y ve Z olmak üzere toplam 25 harf de konsonantların karşılığıdır. Türkçe'de, vokallerin olduğu kadar, bütün konsonantların da damağa göre paralel söyleniş şekilleri vardır. Başka bir söyleyişle, Türkçe'de her bir konsonantın kalın ve ince şekli bulunmaktadır. Örnek: Kalın G ve İnce G sesleri. Dolayısıyla, Türk Abecesi'ndeki konsonant harflerinin her biri, kalın ve ince olmak üzere ikişer konsonanta, sese karşılık gelmektedir. Bunun üç istisnası vardır: K, Q ve Ğ harfleri. Bu üç harfin herbiri tek bir konsonantı karşılar. Şöyle ki: K ve Q harfleri aynı konsonantın sırasıyla ince ve kalın şekillerini karşılar. Ğ harfinin karşılığı olduğu konsonantın ise sadece kalın şekli vardır. İnce şekli gibi görünen ses aslında İnce Y sesinden başka bir şey değildir.

Harflerin kelime içerisinde kullanılması 29 harfli resmi alfabemizin sistemi ile aynıdır. Bunun tek istisnası K ve Q harfleridir. Türkçe ses uyumu kaidelerinden, vokal-konsonant uyumu kaidesi gereğince, K harfi sadece ince vokallerin bulunduğu hecelerde, Q harfi sadece kalın vokallerin bulunduğu hecelerde kullanılır. Türkçe'de kelime içerisinde, konsonantların ince şekilleri ancak ince vokallerle, konsonantların kalın şekilleri ise ancak kalın vokallerle bir arada bulunabilir. Buna vokal-konsonant uyumu denir. Bu hususta, Ğ konsonantının ancak kalın vokallerle bir arada bulunabileceğini, ince vokallerle bir arada da yazılabilen Ğ harfinin böyle durumlarda aslında İnce Y sesini verdiğini belirtelim. Adıgeçen ses uyumu, Türkçe'nin her devrinde ve her sahasında geçerlidir. Orjinali bu uyuma aykırı olan, yabancı dillerden Türkçe'ye geçmiş kelimeleri, Türk Hançeresi ancak hususi bir zorlama neticesinde, büyük bir güçlükle ve yapay bir gayretle çıkarabilmektedir. Örnek: Hükumet. Bunun gibi yabancı menşeli, vokal-konsonant uyumuna aykırı ve/veya uzun vokal barındıran kelimelerin, sözde doğru ve Türk Hançeresi'ne aykırı okunuşunu gösterebilmek adına, vokal harfleri üzerine konulmak suretiyle kullanılan ^ işaretinin (inceltme-uzatma işareti) hiç bir milli yönü yoktur. Bu işaret kabul edilemez. Çünkü bir milletin alfabesi yabancı milletlerin dillerine göre oluşturulamaz.

Türkçe'de kesmeli hece ve kelime yoktur. ` işaretinin (kesme işareti), orjinali söz konusu ses hususiyetine aykırı olan, yabancı dillerden Türkçe'ye geçmiş, Türkçe'de bulunmayan ses barındıran kelimelerin, sözde doğru ve Türk Hançeresi'ne aykırı okunuşunu gösterebilmek adına, Türkçe'de bulunmayan sesin hatırasını yaşatmak üzere, o sesin yerine konulması kabul edilemez. Örnek: Sanat.

1. Cetvel:

II. Orhun Tarihi Abecesi Sistemi (2. Cetvel)

Orhun Tarihi Abecesi, Türk Yazı Dili'nin gelişimi safhalarından Eski Türkçe olarak adlandırılan devre aittir. Abece, 38 Türk Harfi'nden oluşmaktadır. Buna ilaveten, Tonyukuk Abidesi'nde geçen j (S, Ş) ve (BAŞ) harfleri de vardır. Ancak bu harfler bilim çevrelerince 38 harfe dahil edilmemektedir. Bu yüzden cetvelde gösterilmemiştir. Bazı harflerin, farklı abidelerde, aynı sesi karşılayan farklı şekilleri bulunmaktadır. Cetveldeki harflerin şekillerinde, Orhun Abideleri içerisinde tarih itibariyle en son ihdas edildiği kabul edilen Bilge Kağan Abidesi baz alınmıştır. Harflerin karşıladığı sesler, bilginlerce yaygın olarak kabul edildiği şekliyle belirtilmiş, gösterilmesinde Türk Abecesi kullanılmıştır.

Abecenin sistemi kısa ve öz olarak şu ilkelerden oluşmaktadır:

1. Vokal harfleri cetvelde de görüldüğü üzere 4 tanedir. Her biri ikişer sesi karşılar. Harflerin kelime içerisindeki kullanılış ve okunuşlarını, Türkçe ses uyumu kaidelerinden, vokal uyumu kaideleri (kalınlık-incelik uyumu [büyük ünlü uyumu] ve düzlük-yuvarlaklık uyumu [küçük ünlü uyumu]) ile vokal-konsonant uyumu kaidesi belirler. Bir kelimedeki vokallerin kalınlık incelik bakımından birbirine uygun olması; bir kelimedeki vokallerin hepsinin ya kalın ya ince olmasına kalınlık-incelik uyumu denir. Türkçe'nin her devrinde ve her sahasında geçerlidir. Türkçe'nin en büyük sesbilgisi (fonetik) hususiyetini teşkil eden iki ses uyumu kaidesi, vokallerin kalınlık-incelik uyumu kaidesi ile vokal-konsonant uyumu kaidesi birlikte düşünüldüğünde şu tarif yapılabilir: Türkçe'de, bir kelimeyi oluşturan bütün sesler aynı damak sınıfına kaymış seslerdir; ya kalın seslerdir, ya ince seslerdir. Örnek: Türk kelimesindeki bütün sesler ince, Tanrı kelimesindeki bütün sesler kalın seslerdir. Bir kelimedeki vokallerin düzlük yuvarlaklık bakımından birbirine uygun olması; bir kelimede düz vokalleri düz vokallerin, yuvarlak vokalleri ise yuvarlak-dar veya düz-geniş vokallerin takip etmesine düzlük-yuvarlaklık uyumu denir. Bu uyum Türkçe'nin her devrinde ve her sahasında geçerli bir uyum olmayıp, özellikle Türkiye Türkçesi'nde kelime bünyesine kuvvetle egemendir.

Vokal harflerinin çok defa kelimelerde yazılmadığı görülür. Yazılmayan harfler kelime başında ve kelime içinde olup, sondaki vokal harfleri esas itibariyle hep yazılır. Kelime başında ve ilk hecedeki a'nin yazılmaması bilhassa dikkati çeker.

2. Konsonant harfleri 34 tanedir. Bu harfler, Türkçe'nin vokal-konsonant uyumu kaidesine göre kullanılır ve okunur.

Harflerin karşıladığı sesler, kullanılış ve okunuş esasları göz önünde tutulduğunda, Orhun Tarihi Abecesi Sistemi'nin, tamamen Türkçe'nin gramer ve fonetik yapısından doğduğu açık ve somut olarak görülmektedir. Yabancı menşeli kelimeler dahi bu abece sisteminde ancak Türk Hançeresi'ne uygun şekliyle yazılabilmektedir.

3. Harfler esas itibariyle keskin düz çizgilerden meydana gelmiştir. Arap Elifbası Sistemi'ndeki gibi harfler bitişmez ve harflerin kelimedeki konumlarına göre farklı şekilleri yoktur. Latin Alfabesi Sistemi'ndeki gibi harflerin büyük küçük şekilleri yoktur. Harflerin tek şekli vardır.

Harfler şekil itibariyle ince-uzun-dar karakterdedir.

4. Harfler sağdan sola doğru yazılır.

5. Kelimeler birbirlerinden , işareti ile ayrılır, aralarında boşluk bırakılmaz.

2. Cetvel:

III. Türk Atı Sistemi (3. Cetvel, 4. Cetvel)

Türk Atı, çağımız Türkçesi'ndeki sesleri karşılamak üzere, Türk Harfleri ile oluşturulmuş milli alfabedir. 40 harften oluşmaktadır. At kelimesi abecenin ilk harfinin adıdır ve alfabe kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Bu alfabenin oluşturulmasında temel alınan ilkeleri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

1. Türk Atı'ndaki tüm harfler, Türk Yazısı'nın en mütekamil halinin bulunduğu kabul edilen Orhun Abideleri'nden alınmıştır. Orhun Abideleri'nde kullanılan, menşeleri Türk Tamgaları'na dayanan ve tümüyle Türk Ruhu'nu yansıtan Türk Harfleri'nin, şekil itibariyle estetik bir bütünlük taşıdığı, bu bütünlüğünün bozulmaması gerektiği düşüncesiyle, Türk Atı'na Orhun Abideleri dışından, daha eski veya daha yeni, Türk Harfi taşıyan kitabe ve eserlerden harf dahil etme yoluna gidilmemiştir. Türk Atı'ndaki 40 harften 38 tanesi, 2. cetvelde gösterdiğimiz Orhun Tarihi Abecesi'ndeki harflerin aynısıdır. Bu harflerin kesin şekillerinin belirlenmesinde, tarih itibariyle en son ihdas edildiği kabul edilen Bilge Kağan Abidesi'ndeki harf şekilleri baz alınmıştır. Geriye kalan ve söz konusu 38 harfin bir başka şekli olmayan iki harf ise, Bilge Kağan Abidesi ile Tonyukuk Abidesi'nden alınmıştır.

2. Orhun Tarihi Abecesi Sistemi'nde, basit olarak nitelendirdiğimiz konsonant harfleri esasen tek başlarına o devrin tüm konsonantlarını karşılamaktadırlar. Bu yüzden basit harflerin, yer yer birleşik harflerin karşıladığı sesleri işaret etmek üzere kullanıldığını görmekteyiz. Örnek: Tonyukuk kelimesi abidelerde XXYNOT, XX:OT şekillerinde; Tokuzoguz kelimesi ZGOZUXT, ZGOZKOT şekillerinde yazılmıştır. Yarı birleşik konsonant harflerinin basit harf niteliğini de taşıdığı göz önünde tutulduğunda, Orhun Tarihi Abecesi Sistemi'nde kelimelerin imlasında çok kuvvetli olarak basit harf kullanma temayülü bulunmaktadır.

Orhun Abideleri'nin ihdas edildiği devrin daha öncesinde ve daha sonrasında Türk Harfleri ile yaratılmış eserleri incelediğimizde, harflerin karşıladığı seslerin, başka bir söyleyişle nitelik ve okunuşlarının dilin fonetik gelişimi ile birlikte değişebildiğini müşahede etmekteyiz. Örnek: Yenisey kitabelerinde g harfi İnce W sesini, D harfi ise Kalın W sesini karşılamaktaydı. Avar Türkleri'nin Macaristan'daki bakiyesi olan Sekellerin, menşei Türk Harfleri olan alfabelerinde v harfi, V sesinin karşılığı olarak, basit harf niteliği ile yer almıştır.

Bu hususlar göz önünde tutularak; çağımız Türkçesi'nin bir çok sesini net ve somut olarak karşılayan vokal harfleri ile basit konsonant harfleri, aynı nitelik ve okunuşlarıyla muhafaza edilmiş, halihazır Türkçe'de bulunup Orhun Tarihi Abecesi'nde karşılığı net ve somut olarak bulunmayan, Ë, Ï, C, F, Ğ, H, X, J, Ñ, V ve W seslerini karşılamak üzere ise, tüm birleşik konsonant harflerine basit konsonant harfi niteliği yüklenerek, okunuşları netleştirilmiş-değiştirilmiş ve ayrıca Bilge Kağan ve Tonyukuk Abideleri'nden birer harf daha devreye sokularak nitelik ve okunuşları değiştirilmiştir. Böylece, Orhun Abideleri'nde yer alan harflerin tümü kullanıma sunularak şekil itibariyle yaşamaları sağlanmış, atıl bırakılan harf olmamıştır. Bütün bu adaptasyon işlemleri yapılırken, Türkçe'nin tarihi ve tabi fonetik gelişiminin yanısıra, somut olarak ilk örneklerini Yenisey ve yakın-uzak çevresinde, son örneklerini de Macaristan'da gördüğümüz Türk Harfleri ile yaratılmış eserlerin alfabe sistemleri ile Orhun Tarihi Abecesi Sistemi arasında, Türkçe'nin fonetik gelişimi ile paralel bir uyum bulunması gerektiği hususu da göz önünde tutulmuştur.

Bu noktada, bir alfabenin bağlı olduğu dildeki seslerin hepsi için ayrı ayrı harfler ihtiva etmesinin şart olmadığı söylenebilir. Ancak, Orhun Tarihi Abecesi Sistemi -vokal harfleri istisna edilirse- esasen seslerin hepsinin ayrı ayrı harflerle işaret edilmesi temeli üzerine kuruludur. Bugünkü Türkçe'de bulunup, Eski Türkçe Devri'nde bulunmayan sesler, Türkçe'nin tarihi ve tabi fonetik tekamülü sonucu ortaya çıkmış olup, bu sesler Türkçe'nin herhangi bir ağız, şive ve lehçesinde, konuşma dilinde diğer seslerle birlikte aynı anda kelime bünyesinde kullanılmaktadır. Bu husus da göz önünde tutulduğunda ve aksi halin kelimelerin imlasında karışıklık yaratması kuvvetle muhtemel bulunduğundan, söz konusu seslerin de ayrı harflerle karşılanması şarttır.

Şimdi nitelik ve okunuşlarını netleştirdiğimiz, değiştirdiğimiz harfleri inceleyelim:

c Harfi: Orhun Abideleri'nde İÇ, Çİ ve Ç seslerini karşıladığı kabul edilmektedir. Bu harfin daha eski şekillerinin bulunduğu kitabelerde ise C sesini karşıladığı kabul edilmektedir. Türkçe'de kelimelerdeki Ç sesi çoklukla C sesini türetmiştir. Örnek: Uç (Eski Türkçe) > Uc (Azerbaycan Türkçesi). Daha eski kitabeler ile Orhun Abideleri arasında uyum bulunması gerektiği düşünüldüğünde ve Türkçe'nin fonetik gelişimi göz önünde tutulduğunda bu harfin Kalın ve İnce C seslerinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

. Harfi: Orhun Abideleri'nde NG sesini karşıladığı kabul edilmektedir. Bu harfin daha eski şekillerinin bulunduğu Yenisey Kitabeleri'nde ise İnce Ñ sesini karşıladığı kabul edilmektedir. NG sesi Ñ sesinin bir açılımıdır. Örnek: ñü (Eski Türkçe) > ngü (Türkiye Türkçesi). Bu ses Türkçe'nin karakteristik seslerinden biri ve belki de birincisidir. Yenisey Kitabeleri ile Orhun Abideleri arasında uyum bulunması gerektiği düşünüldüğünde ve Türkçe'nin fonetik gelişimi ile birlikte bu sesin ehemmiyeti göz önünde tutulduğunda bu harfin İnce Ñ sesinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

: Harfi: Orhun Abideleri'nde NY sesini karşıladığı kabul edilmektedir. Bu harfin daha eski şekillerinin bulunduğu Yenisey Kitabeleri'nde ise Kalın Ñ sesini karşıladığı kabul edilmektedir. NY sesi Ñ sesinin bir açılımıdır. Örnek: ñlek (Eski Türkçe) > ynök (Kırgızistan Türkçesi), ynek (Türkiye Türkçesi, Anadolu Ağzı). Yenisey Kitabeleri ile Orhun Abideleri arasında uyum bulunması gerektiği düşünüldüğünde ve Türkçe'nin fonetik gelişimi ile birlikte bu sesin ehemmiyeti göz önünde tutulduğunda bu harfin Kalın Ñ sesinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

ğ Harfi: Orhun Abideleri'nde IQ, QI ve Q seslerini karşılamaktadır. Türkçe'de kelimelerdeki Q sesi çoklukla Ğ sesini türetmiştir. Örnek: Aq (Eski Türkçe) > Ağ (Türkiye Türkçesi). Ğ sesi ile ğ harfinin tek başlarına söylenişleri de büyük bir yakınlık göstermektedir: ğ: IQ, Ğ: ĞI. Türkçe'nin fonetik gelişimi göz önünde tutulduğunda bu harfin Ğ sesinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır. Her ne kadar G harfinin, daha eski şekillerinin bulunduğu Yenisey Kitabeleri'nde Ğ sesini karşıladığı kabul edilmekte ise de, Orhun Abideleri'ndeki g harfinin İnce G sesini karşıladığı ve Türkçe'de Kalın G ile Ğ seslerinin iki ayrı ses olduğu ve bir arada kullanıldığı düşünüldüğünde, G harfini Kalın G sesinin karşılığı olarak muhafaza etmek, hem Türkçe'nin fonetik gelişimine hem Orhun Tarihi Abecesi'nin sistemine çok daha uygundur.

x Harfi: Orhun Abideleri'nde OQ, UQ, QO, QU ve Q seslerini karşılamaktadır. Türkçe'de kelimelerdeki Q sesi çoklukla X sesini de türetmiştir. Örnek: Toqmaq (Eski Türkçe) > Toxmaq (Doğu Türkistan Türkçesi). X sesi ile x harfinin tek başlarına söylenişleri de büyük bir yakınlık göstermekte ve yanlarında kalın bir vokalle telaffuz edilmektedir: x: OQ, X: XI. Türkçe'nin fonetik gelişimi göz önünde tutulduğunda bu harfin Kalın ve İnce X seslerinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

h Harfi: Orhun Abideleri'nde ÖK, ÜK, , ve K seslerini karşılamaktadır. Türkçe'de kelimelerdeki X sesi çoklukla H sesini türetmekle birlikte Q sesinin de H sesini türettiği vakidir. Örnek: Taqı (Eski Türkçe) > Daxi, Dahi (Türkiye Türkçesi). H sesi ile h harfinin tek başlarına söylenişleri de büyük bir yakınlık göstermekte ve yanlarında ince bir vokalle telaffuz edilmektedir: h: ÖK, H: HE. Türkçe'nin fonetik gelişimi göz önünde tutulduğunda bu harfin Kalın ve İnce H seslerinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır. X ve h harfleri paralel kullanıma sahip harflerdir ve bu harflerin X ve H sesleri gibi türeme yolu aynı olan sesleri karşılamak için kullanılması daha uygundur.

v Harfi: Orhun Abideleri'nde LT ve LD seslerini karşılamaktadır. Bu harf, Sekellerin Türk Harfleri menşeli Alfabesi'nde ise V sesini karşılamaktadır. Bu harfin, Orhun Tarihi Abecesi ile Sekel Alfabesi arasında uyum bulunması gerektiği düşünüldüğünde, Türk Yazısı'nın asrımıza en yakın çağlara kadar devam ettirilmiş olan alfabesine kıyasen Kalın ve İnce V seslerinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

f Harfi: Orhun Abideleri'nde NT ve ND seslerini karşılamaktadır. Bu harfin bir başka şekli, Sekel Alfabesi'nde F sesini karşılamaktadır. Bu harfin, Orhun Tarihi Abecesi ile Sekel Alfabesi arasında uyum bulunması gerektiği düşünüldüğünde, Türk Yazısı'nın asrımıza en yakın çağlara kadar devam ettirilmiş olan alfabesine kıyasen Kalın ve İnce F seslerinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

w Harfi: Orhun Abideleri'nde sesini karşılamaktadır. Bu harfin bir başka şekli, Sekel Alfabesi'nde W sesinin sağır biçimini karşılamaktadır. W sesinin Orhun Abideleri'nden daha önce yaratılan kitabelerdeki harflerle karşılandığı ve bu harflerin ilk okunuş şekillerinden birinin UW olduğu kabul edilmektedir. Bu okunuş kabulü Sekel Alfabesi'nde adı geçen sesin de aynısıdır. Bu harfin, söz konusu vakıa da göz önünde tutularak, Orhun Tarihi Abecesi ile Sekel Alfabesi arasında uyum bulunması gerektiği düşünüldüğünde, Türk Yazısı'nın asrımıza en yakın çağlara kadar devam ettirilmiş olan alfabesine kıyasen Kalın ve İnce W seslerinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

< Harfi: Türk Atı'na, Orhun Tarihi Abecesi'ndeki 38 harfin yanında ayrıca dahil edilen ve sadece Bilge Kağan Abidesi'nde yer alan, İnce B sesinin bir başka karşılığı olarak kullanılan bu harf, Yenisey ve diğer kitabelerde daha yaygın olarak kullanılmıştır ve bir görüşe göre Ï, bir görüşe göre de Ë sesini karşılamaktadır. Bu harfin, Yenisey ve diğer kitabeler ile Orhun Abideleri arasında, -Türkçe'nin fonetik gelişimi ışığında- uyum bulunması gerektiği düşünüldüğünde vokal harfi olarak nitelendirilmesi, Orhun Tarihi Abecesi Sistemi'nde her bir vokal harfinin ikişer sese karşılık geldiği ve bu ikişerli seslerin kendi aralarında kalınlık-incelik veya genişlik-darlık bakımından zıtlık ilişkisi içinde bulunduğu göz önünde tutulduğunda, bu harfin Ë geniş vokali yanında, bu vokalin dar hali olan Ï vokalinin de karşılığı olarak kullanılması uygun olacaktır. Her ne kadar Yenisey Kitabeleri'ndeki ı harfinin, I ve İ sesleri yanında Ï sesini de karşıladığı kabul edilmekte ise de, bu kabul bir harfin üç vokali birden karşılaması sonucunu doğurmakta ve çağımız şartları göz önünde tutulduğunda pek uygun bulunmamaktadır. Bu hal imlada karışıklığa sebebiyet verir.

j Harfi: Türk Atı'na, Orhun Tarihi Abecesi'ndeki 38 harfin yanında ayrıca dahil edilen ve sadece Tonyukuk Abidesi'nde yer alan, S, Ş seslerinin bir başka karşılığı olarak kullanılan bu harfin, daha eski kitabelerdeki ilk şekilleri Ş sesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Türkçe'de kelimelerdeki Ş sesi çoklukla J sesini türetmiştir. Örnek: Baş (Eski Türkçe) > Baj (Altay Türkçesi). Türkçe'nin fonetik gelişimi göz önünde tutulduğunda bu harfin Kalın ve İnce J seslerinin karşılığı olarak kullanılması doğru olacaktır.

3. Türk Atı'ndaki harflerin sıralanışı, ProtoTürklerin harflerini sıralamada baz aldıkları tahmin edilen şu atasözüne dayanılarak yapılmıştır: "At öküdüç ëb-ël uquñusuğ olumun, oquşuñupult ësiñir ëzisik uqusuñuc." (Alfabe diye isimlendirilen ezgi yazı, halka fikirleri anlatmayı sağlar.)

4. Harflerin adları, Orhun Abideleri'nden daha eski kitabelerde ilk şekilleri bulunan harflerin okunuşu temel alınarak saptanmıştır. Bu suretle, karşıladığı sesleri değiştirdiğimiz harflerin de tarihi okunuşları adlarında aynen muhafaza edilmiştir.

Türk Atı'nın oluşturulmasında izlenen yöntemi gördükten sonra, şimdi de Türk Atı Sistemi'nin temel ilkelerini görelim:

1. Türk Atı'ndaki vokal harfleri 3. cetvelde de görüldüğü üzere 5 tanedir. Her biri ikişer sesi karşılar. Harflerin kelime içerisindeki kullanılış ve okunuşlarını, Türkçe ses uyumu kaidelerinden, vokal uyumu kaideleri (kalınlık-incelik uyumu [büyük ünlü uyumu] ve düzlük-yuvarlaklık uyumu [küçük ünlü uyumu]) ile vokal-konsonant uyumu kaidesi belirler. Vokal harflerinin hepsi kelime içerisinde istisnasız yazılır. Orhun Tarihi Abecesi Sistemi'nde vokal harflerinin kelime içerisinde çok kez yazılmama vakıası aslında kesin bir kaideye bağlı değildir. Örnek: Abidelerde, Uygur kelimesinin RGYU, RUGYU şekillerinde; Tokuzoguz kelimesinin ZGOZUXT, ZGOZKOT şekillerinde yazıldığı bir vakıadır.

Vokal uyumu kaidelerinden düzlük-yuvarlaklık uyumunun Türkçe'nin her devrinde ve her sahasında geçerli bir uyum olmadığını, özellikle Türkiye Türkçesi'nde kelime bünyesine kuvvetle egemen bulunduğunu söylemiştik. Bunun sonucu olarak, sözgelişi NUGNO kelimesi, Türkiye Türkçesi'nde Ongun olarak, Kırgızistan Türkçesi'nde Ongon olarak okunacaktır. Böylelikle bazı kelimelerin, konuşma dilindeki farklı söylenişlerine karşılık, tüm Türk Dünyası'nda yazı dilinde aynı şekilde yazılmaları temin edilmiş olacaktır.

2. Konsonant harfleri 35 tanedir. Bu harfler, Türkçe'nin vokal-konsonant uyumu kaidesine göre kullanılır ve okunur.

3. Harfler esas itibariyle keskin düz çizgilerden meydana gelmiştir. Arap Elifbası Sistemi'ndeki gibi harfler bitişmez ve harflerin kelimedeki konumlarına göre farklı şekilleri yoktur. Latin Alfabesi Sistemi'ndeki gibi harflerin büyük küçük şekilleri yoktur. Harflerin tek şekli vardır.

Harfler şekil itibariyle, Orhun Abideleri ve daha eski bengütaşlarda ince-uzun-dar, daha yeni bengütaş ve bitiglerde (el yazmalarında) ise daha enli bir karakter arz eder.

4. Harfler sağdan sola doğru yazılır.

5. Kelimeler birbirlerinden , işareti (kelime sonu imi) ile ayrılır, aralarında boşluk bırakılmaz.

6. Cümle sonlarına, cümleleri birbirinden ayırmak ve göstermek için ardarda iki tane kelime sonu imi konulur: ,, (cümle sonu imi). Bu işaret Orhun Tarihi Abecesi Sistemi'nde bulunmamaktadır. Orhun Abideleri'nden daha sonra yaratılan bazı Türk Harfli eserlerde kullanılmıştır.

7. Bilginlerce Türklerin sayıları işaret etmek üzere ayrı şekiller kullandığı belirtilmekte ve örnekler verilmektedir. Ancak bu sayı şekilleri bir bütün halinde henüz ortaya konulamamıştır. Bu yüzden Türk Atı ile birlikte, resmi yazımızda da kullandığımız, tüm Dünya'da yaygın olan ve Arap Rakamları olarak adlandırılan sayı işaretleri kullanılabilir.

Türk Atı Sistemi'nin temel ilkelerini de gördükten sonra, Türk Atı ile kelimelerin yazılışına örnek olmak üzere, Hun imparatorlarından Çiçi Yabgu'nun bir sözünü veriyoruz:

,telved,ev,eklü,ZINLAY,QARALO,SARİM,NADRALATA

,UB,AD,QILZISMIĞAB,ev,kilnikre,,RITŞIMAMLAQ

,,RIDATQAMNULUB,edniçi,NISARİM

(Atalardan miras olarak yalnız ülke ve devlet kalmamıştır. Erkinlik ve bağımsızlık da bu mirasın içinde bulunmaktadır.)

Türk Atı Sistemi'ne göre kelimelerin ideal yazılışını, imlasını Dilde Birlik İlkesi çerçevesinde belirlemek gerekmekte ve bu hususta Türk Dilci ve Edebiyatçıları'na büyük görevler düşmektedir. Bu faaliyette; Dilde Birlik İlkesi daima göz önünde tutulmalı, Türkçe'nin ses zenginliği, karakteristik sesleri yazı diline yansıtılmalı, Türkçe'nin dilbilgisi kaideleri ve Orhun Abideleri başta olmak üzere Türk Harfli eserlerin yazı dili kılavuz alınmalı, Türk Boyları arasındaki ortak kelimelerin yazı dilindeki imlasında mümkün mertebe uyum sağlanmaya çalışılmalıdır. Yukarıda telaffuz ettiğimiz NUGNO kelimesi bu hususta bir örnektir. Adı geçen faaliyete küçük bir başlangıç olmak üzere atılabilecek ilk adımların diğer örneklerini de şöyle sıralayabiliriz:

Türk Harfli eserlerin yazı dili baz alınarak, Türkiye Türkçesi'ndeki Tanrı kelimesi IRNAT (Tanrı) şeklinde değil, IR:AT (Tañrı) şeklinde yazılmalıdır.

Uzun vokal barındıran yabancı kelimeler, Türkiye Türkçesi dışındaki şivelere kıyasen, vokal harfinden sonra ğ harfi kullanılarak yazılabilir. Örnek: Milli kelimesi ğillim (Milliğ) şeklinde yazılabilir.

Türkçe'de bir hecede iki vokal bulunmadığı gibi, bir kelimenin iki hecesinde de yan yana iki vokal bulunmaz. Türkçe'nin bu ses hususiyetinden hareketle, Türkiye Türkçesi dışındaki şivelere kıyasen, yan yana iki vokal taşıyan yabancı kelimeler, iki vokal harfi arasında ğ harfi kullanılarak yazılabilir: Örnek: Saat kelimesi TAĞAS (Sağat) şeklinde yazılabilir.

Türkçe'de hecelerin çekirdeğinde mutlaka bir vokal bulunur. Türkçe'nin bu ses hususiyetinden hareketle, vokalsiz hece barındıran yabancı kelimeler, Türk Hançeresi'nin vokalsiz heceye yerleştirdiği vokalin harfi kullanılarak yazılmalıdır: Örnek: Elektrik kelimesi kiritkele (Elektirik) şeklinde yazılmalıdır.

3. Cetvel:

4. Cetvel:

 

www.TurkAti.org.tr.tc

© Doquzoğuz Tañrıqan. Tüm hakları saklıdır.